La Fontaine'den Masallar

La Fontaine'in fabl'larında hayvan dünyasının IQ'su yüzaltmış hale gelir vede dile gelir.İnsanlara bu tip allegorilerle verilen mesajların bir amacı vardır elbette ;insan, insanın söylediğinden bir yere varmak istemez,ders almaz olur her ne hikmetse !?
Bir tavşanın,bir karganın veya eşşeciğin,bakın bende yumuşattım ,sözleriyle verir mesajını..
Hesapta IQ'su yüksek ,beyni daha büyük olan canlıya  yine bir insan mesajını ,diğer canlının ağzından konuşarak iletir.Garip ama en akıllı canlı insanın bu türlü mesajlara ''haa ha ha ha hi hi,hiii ''derken, masala, hikayeye gülerken anlama becerisi yüksektir.
Zaman içinde yazma ve okuma gittikçe öğretideki yerini,iletişimdeki önemini ve hatta ''insan gibi ''olmak sıfatındaki yerini  kaybetmeye meyletmiştir. Bilerek yapılmış olabilirmi? Akıllı insanlardan biraz daha akıllı  bir kesimi; o zaman için gücü elinde bulunduranlar, yaşamın gelecek günlerine dair bir takım komplo teorileri üretmişmişmidir acaba ?
 Yani; '' mürekkep her daim pahallı olsun ve kağıt üretimi de ucuzlaması yüzyıl sürsün ki böylece fazlaca okuyup öğrenenler üst seviyeye çıkmasın '' hatta ;'' dünya zenginliklerini işletme konusunda işçilere ihtiyaç var bunları mercimek ve fasulye vererek idare edelim '' diye karar almışmıdır  bilmiyorum. Ancak bir takım insanlar, kağıda, kaleme ulaşıp bilinçlenen ayrıcalıklı bir grup, adına ;ekonomist ,dünyaca ünlü iktisatçı,felsefeci denenleri konuşturmuşlardır, La fontaine'in fabllarından sonra..
 Bunların konuşmaları da  bazı toplumları pek etkilemiş; Adam Smith,Keynes gibi zat-ı muhteremler özellikle büyük hisseyi bazılarına daha eşit paylaşmanın adaletli olduğuna inandırmışlardır ;sayıca çok ama kalem,mürekkep ve kağıttan müteşekkil içeriklere ulaşamayan, ulaştırılmayan insanlara.

''E ne olmuş ne diyorsun ?'' dediğinizi duyar gibiyimde bende oraya gelicem zaten ; neyse efendim masalımıza devam edicek olursak bu sayıca kalabalık kitle,  sade mercimek ve kurufasulye ile bir zaman sıkılınca o'na bir oyalayacak araç daha bulmak icap etmiş olmalıdır ki ayrıcalıklı azınlık ; ''bunlar seyre doymuyorlar onları hikayelerle dolu bir dünyaya salıverelim usul usul dinginlik mesajları verelim; '' durum pek güzeeel ,pek güzelll '' veya '' herşey berbat, dünya batıyor, insanlar kötü '' diye ürkütelim böylece fasulye ve mercimeğin değerini bilsinler '' demişmidir bilmiyorum.

Neyse sonra ne olmuş derseniz 1925 yılında bir iskoç mühendis tarafından bulunduğundan günümüze kadar  TV'ler tam altımilyar insanı ,La fontaine'nin fabllarındaki eşşecik gibi dan dini, dan dini ,uyutmuş ve uyutmaya devam etmektedir demek doğrumudur onuda ;ben sadece belgesel seyrediyorum diyenlere sormak lazım.





Comments

Popular posts from this blog

Güzel Rastlantı

Mode of Suspicious about Physicians

Dream About Healthcare System ;An Humanistic Desire Common Goals